Bencil
davranıp sorunları büyütmeyin
Bugün isterseniz, bazı temel
evlilik kuralları ve mutluluk reçetelerini
bazı vakalarla görelim. Bunlar
hayali değil, belki kendimizde,
etrafta, arkadaş ve
tanıdıklarınızda da görüp
müşahede ettiğiniz
vakalardır. Bunlar isimsiz
realitelerdir. Dikkatli okumakta
ve bunlardan, akılda kalacak,
neticeler çıkartmakta yarar
vardır. Erkekler genellikle
eşlerini neşeli, bakımlı, güler
yüzlü görmek isterler. Güzel
kokular sürmüş, kendisini
karşılayan bir kadın, onun
nazarında ancak sevgilisidir.
Dolayısı ile daima flört etmek
ve her vesile ile okşamak,
sarılmak, öpmek en önemli
evlilik kurallarından biridir.
Hiçbir erkek, bakımsız, pejmürde,
asık suratlı, hele hele
devamlı gagalayan kadından
hoşlanmaz. Tabii, bu kadınlar içinde
geçerlidir. Kadın bütün gün
çalışıyor, o sıralarda işi
olmayan kocası ise evde
traşsız, sabah bıraktığı
kılıkta; ev toplanmamış;
bulaşıklar yıkanmamış; TV
seyreden, içki içen bir
durumda. Tabii yorgun, belki aç,
bunalmış kadın bu durumda içinden
diş bileyerek başlıyor
ortalığı düzeltmeye, yemek
yapmaya. Derken eşi geliyor,
belki merhaba diyecek, yardım
etmeye çalışacak. Bu seferde aç,
yorgun ve sinirli kadın,
patlayacak bir nokta bulup; ya
tersliyor ya da şimdiye kadar
niye yapmayıp her şeyi ona
bıraktığını bağırarak,
kızarak soruyor. İşte böyle
karşılıklı atışarak yemek
yeniyor. Ta ki açlık
yatışıp, çift TV seyretmeye
geçene kadar. Bu seferde bir
tane TV (veya diğeri öbür
odada) paylaşılamıyor; senin
programın, benim kanalım...
Haydi tekrar ağız dalaşı veya
itişme kakışmalar. Yüze
vurulan kapılar, son söylenecek
lafları ilk söyleyerek karşılıklı
hakaretler; eski vakaları tekrar
tekrar ısıtıp birbirini
incitmeler...
|
|
|